Abraham Maslow’un “Kendini Gerçekleştirme” Kavramının Aziz Nesefî’nin “İnsan-ı Kâmil” Kavramıyla Karşılaştırılması

Araştırmanın ana hedefi, hümanistik psikoloji ile değişen insan algısının tasavvuf ilminde esas alınan insan algısıyla ne derece buluştuğu ve buluşma noktalarında iki ayrı perspektifin insanın tabiatı hakkında neler söylediğini ortaya koymaya çalışmaktır. Çalışma, hümanistik psikolojinin kurucusu ol...

Full description

Saved in:
Bibliographic Details
Main Authors: Naci Kula, Hacer Çakmak
Format: Article
Language:Arabic
Published: Eskişehir Osmangazi University 2019-09-01
Series:Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
Subjects:
Online Access:https://dergipark.org.tr/tr/pub/esoguifd/issue/48851/542977?publisher=ogu
Tags: Add Tag
No Tags, Be the first to tag this record!
Description
Summary:Araştırmanın ana hedefi, hümanistik psikoloji ile değişen insan algısının tasavvuf ilminde esas alınan insan algısıyla ne derece buluştuğu ve buluşma noktalarında iki ayrı perspektifin insanın tabiatı hakkında neler söylediğini ortaya koymaya çalışmaktır. Çalışma, hümanistik psikolojinin kurucusu olan Abraham Maslow’un kendini gerçekleştirme teorisinin yeni, kapsayıcı ve olumlu bir insan algısı oluşturduğunu ortaya koymuştur. Bu algıya göre insan bütüncül olarak kendini gerçekleştirme potansiyelini özünde barındırmakta ve bu potansiyeli gerçekleştirmek için de Maslow’a göre temel ihtiyaçlarını giderdikten sonra onlardan bağımsız hale gelerek özgürleşmektedir. Aziz Nesefî’ye göre ise insan-ı kâmil, kâinatın kalbini temsil etmekte ve varlığın da en üst mertebesini ortaya koymaktadır. İnsanın varlığa gelmesini biyolojik varlığı oluştuğu sırada geçirdiği evreleri tasvir ederek ifade eden Nesefî, insanın nebatî, hayvanî ve nefsanî ruh sahibi olduğundan bahsedip insan olması için ama insanî ruhu da kendisinde barındırması gerektiğini söylemektedir. Buna göre insanî ruh insanın kendi varlığı içerisinde urûc etmesini kastetmekte, onu Allah’a yakınlaştıran araç olmaktadır.
ISSN:2147-8171