YARDIMCI ÜREME TEKNİKLERİ, ETİK VE SAĞLIK PERSONELİNİN SORUMLULUKLARI
İnfertilite, reproduktif çağda olan bir çiftin herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmaksızın, en az bir yıl düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebeliğin oluşmaması olarak tanımlanmaktadır. İnfertilite teşhis ve tedavisinde son yıllarda büyük gelişmeler olmuş, daha önce çocuk sahibi olması imkansız g...
Saved in:
| Main Author: | |
|---|---|
| Format: | Article |
| Language: | English |
| Published: |
Esra Demirarslan
2017-08-01
|
| Series: | Sağlık Akademisi Kastamonu |
| Subjects: | |
| Online Access: | https://dergipark.org.tr/tr/pub/sak/issue/30929/321771 |
| Tags: |
Add Tag
No Tags, Be the first to tag this record!
|
| Summary: | İnfertilite, reproduktif çağda olan bir
çiftin herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmaksızın, en az bir yıl düzenli
cinsel ilişkiye rağmen gebeliğin oluşmaması olarak tanımlanmaktadır.
İnfertilite teşhis ve tedavisinde son yıllarda büyük gelişmeler olmuş, daha
önce çocuk sahibi olması imkansız gibi görülen pek çok hastanın, yeni yöntemler
yardımıyla çocuk sahibi olması mümkün olabilmiştir. YÜT’nin etik yönden
savunmasının temelini, kişinin üreme hakkını
kullanması oluşturmaktadır. Kişi nasıl bu hakkı doğum
kontrolü için kullanıyorsa, çocuk yapma hakkı için de kullanabilir. Üreme hakkı kişinin
sadece ‘çocuk’ sahibi olma
değil, çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığını da içerir. Kişide aktarabileceği
genetik
hastalık
mevcutsa, bu aktarımı önlemeye yönelik çabalar, etik
ve hukuksal olarak
kabul edilebilir bir durum olarak görülebilmektedir. Ancak YÜT bazı sorunları
da beraberinde getirmektedir. YÜT’nin getirdiği
önemli sorunlardan birisi çocuğun
gerçek ebeveyninin kim olduğudur.
Üçüncü şahısların genetik materyali kullanılmadıkça, anne ve baba kavramlarında bir karışıklık
görülmemektedir. Bu nedenle dinsel gelenekler ve çoğu ülkenin hukukunda YÜT’nin
uygulanmasında
üçüncü şahısların genetik materyalinin kullanımı
hoş görülmemektedir. Ancak, YÜT’nin
çocuk sahibi olamayan bireylere birçok farklı seçenek sunuyor olması önemli bir
gelişme olarak algılanarak, kararın ailelere bırakılması, bireylerin dini
inanç, gelenek ve kültürlerine uygun yol ve teknikleri kullanmalarının
sağlanması en doğru yaklaşım olarak düşünülebilir. |
|---|---|
| ISSN: | 2548-1010 |