Fıkıh Usûlünde İllet Hüküm İlişkisi

İslam hukukunda, nassın uygulama alanını genişletme yollarından biri olarak kabul edilen kıyasın ana rüknü olan illet ile hüküm arasındaki ilişkisi meselesi, pratik yönü olduğu kadar teorik yönü de olan bir konudur. İslam hukuk metodolojisinin tedvin edilmeye başlandığı hicri üçüncü asırdan itibaren...

Full description

Saved in:
Bibliographic Details
Main Author: Kazim Yusufoğlu
Format: Article
Language:English
Published: Yakın Doğu Üniversitesi 2022-12-01
Series:Yakın Doğu Üniversitesi İslam Tetkikleri Merkezi Dergisi
Subjects:
Online Access:https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2684439
Tags: Add Tag
No Tags, Be the first to tag this record!
_version_ 1849469992688418816
author Kazim Yusufoğlu
author_facet Kazim Yusufoğlu
author_sort Kazim Yusufoğlu
collection DOAJ
description İslam hukukunda, nassın uygulama alanını genişletme yollarından biri olarak kabul edilen kıyasın ana rüknü olan illet ile hüküm arasındaki ilişkisi meselesi, pratik yönü olduğu kadar teorik yönü de olan bir konudur. İslam hukuk metodolojisinin tedvin edilmeye başlandığı hicri üçüncü asırdan itibaren illetin mahiyetine ilişkin farklı değerlendirmeler yapılmıştır. Kelâmî anlayışların etkili olduğu bu konu, tedvin döneminden tahkîk dönemi olan hicri yedince asra kadar farklı değerlendirmelere konu olmuş ve illetin mahiyetine dair dört faklı anlayış ortaya çıkmıştır. Bu anlayışları ifade etmek için üç farklı kavram grubu kullanılmıştır. Bunlardan ilki alem, alâmet, emâre ve muarrif; ikincisi dâî, müessir ve mûcib; üçüncüsü ise bâistir. İkinci grubun kullanımında bazı farklılık bulunmaktadır. Usûlcülerin bir kısmı mûcib ve müessir kavramlarıyla birlikte zâtî kavramını kullanırken bazıları da ca’lî kavramını kullanmışlardır. Bunun sonucunda alem/alâmet/emâre/muarrif, zâtî mûcib/müessir, ca’lî mûcib/müessir ve bâis olmak üzere dört farklı illet düşüncesi ortaya çıkmıştır. Alem/alâmet/emâre/muarrif illet düşüncesi, Şâfiî’den (ö. 204/820) Râzî’ye (ö. 606/1210) kadar çoğu mütekellimîn usûlcünün yanı sıra Alauddîn es-Semerkandî (ö. 539/1144) hariç Hanefi usûlcüler tarafından savunulmuştur. Vahiy gelmeden önce illet bulunduğu halde hükmün bulunmamasından hareket eden bu usûlcüler, illetin hüküm üzerinde bir etkisinin olmadığını, sadece hükmün varlığına gösterge olduğunu savunmuşlardır. Zâtî mûcib/müessir illet düşüncesi, Kâdî Abdulcebbâr (ö. 415/1025) ve Ebu’l-Hüseyn el-Basrî (ö. 436/1044) gibi Mu’tezilî usûlcüler tarafından benimsenmiştir. Bu usûlcülere göre, hükmün illete bağlanması, illetin hüküm üzerinde etkisinin olduğunu göstermektedir. Bunlar, bu etkinin Allah tarafından illete yüklendiğini kabul etmekle birlikte illetin bizzat kendisi hükmü gerekli kıldığını savunmuşlardır. Mu’tezilî usûlcülerin bu görüşü, hüsün ve kubuh anlayışlarının sonucu olduğu kabul edilmektedir. Ca’lî mûcib/müessir illet düşüncesi Gazâlî (ö. 505/1111), Semerkandî, Üsmendi (ö. 552/1157) ve Lâmişî gibi usûlcüler tarafından tercih edilmiştir. Bunlar da bir öncekiler gibi illetin hükme bağlanmasından hareketle bu görüşü savunmakla birlikte, illetin hüküm üzerindeki etkisi illetin varlığı esnasında Allah tarafından yaratıldığını müdafaa etmişlerdir. Bâis illet düşüncesi ise Seyfuddîn el-Âmidî (ö. 631/1233) tarafından savunulmuştur. Bu kavram her ne kadar ilk bakışta Şâri’i hüküm vermeye sevk eden etken manasına gelse de Âmidî tarafından “Şâri’in, hükmü koyarken maksadı olmaya elverişli hikmet içeren vasıf” şeklinde farklı bir anlam yüklenmiştir. Âmidî’nin illetin mahiyetini tespit etmede göz önünde bulundurduğu şey, yararın elde edilmesi ve zararın engellenmesi manasına gelen ve İslam hukukunun ana ilkesi olarak kabul edilen makâsıdü’ş-şerîadır. Usûlcüler tarafından illetin mahiyetini ifade etmek için farklı kavramlar kullanılsa da onlar hükmün hâkimi konusunda görüş birliği içerisindedirler. Usûlcüler, illetin mahiyetini ifade etmek için hangi kavramı tercih ederlerse etsinler, gerçek manada hüküm koyanın illet değil, Allah olduğu ve bu meselenin aynı zamanda bir iman meselesi olduğu konusunda hemfikirdirler.
format Article
id doaj-art-295e77d9841f41e38b63281225fd800e
institution Kabale University
issn 2687-4148
language English
publishDate 2022-12-01
publisher Yakın Doğu Üniversitesi
record_format Article
series Yakın Doğu Üniversitesi İslam Tetkikleri Merkezi Dergisi
spelling doaj-art-295e77d9841f41e38b63281225fd800e2025-08-20T03:25:16ZengYakın Doğu ÜniversitesiYakın Doğu Üniversitesi İslam Tetkikleri Merkezi Dergisi2687-41482022-12-018216718110.32955/neu.istem.2022.8.2.04249Fıkıh Usûlünde İllet Hüküm İlişkisiKazim Yusufoğlu0https://orcid.org/0000-0002-4434-5508diyanetİslam hukukunda, nassın uygulama alanını genişletme yollarından biri olarak kabul edilen kıyasın ana rüknü olan illet ile hüküm arasındaki ilişkisi meselesi, pratik yönü olduğu kadar teorik yönü de olan bir konudur. İslam hukuk metodolojisinin tedvin edilmeye başlandığı hicri üçüncü asırdan itibaren illetin mahiyetine ilişkin farklı değerlendirmeler yapılmıştır. Kelâmî anlayışların etkili olduğu bu konu, tedvin döneminden tahkîk dönemi olan hicri yedince asra kadar farklı değerlendirmelere konu olmuş ve illetin mahiyetine dair dört faklı anlayış ortaya çıkmıştır. Bu anlayışları ifade etmek için üç farklı kavram grubu kullanılmıştır. Bunlardan ilki alem, alâmet, emâre ve muarrif; ikincisi dâî, müessir ve mûcib; üçüncüsü ise bâistir. İkinci grubun kullanımında bazı farklılık bulunmaktadır. Usûlcülerin bir kısmı mûcib ve müessir kavramlarıyla birlikte zâtî kavramını kullanırken bazıları da ca’lî kavramını kullanmışlardır. Bunun sonucunda alem/alâmet/emâre/muarrif, zâtî mûcib/müessir, ca’lî mûcib/müessir ve bâis olmak üzere dört farklı illet düşüncesi ortaya çıkmıştır. Alem/alâmet/emâre/muarrif illet düşüncesi, Şâfiî’den (ö. 204/820) Râzî’ye (ö. 606/1210) kadar çoğu mütekellimîn usûlcünün yanı sıra Alauddîn es-Semerkandî (ö. 539/1144) hariç Hanefi usûlcüler tarafından savunulmuştur. Vahiy gelmeden önce illet bulunduğu halde hükmün bulunmamasından hareket eden bu usûlcüler, illetin hüküm üzerinde bir etkisinin olmadığını, sadece hükmün varlığına gösterge olduğunu savunmuşlardır. Zâtî mûcib/müessir illet düşüncesi, Kâdî Abdulcebbâr (ö. 415/1025) ve Ebu’l-Hüseyn el-Basrî (ö. 436/1044) gibi Mu’tezilî usûlcüler tarafından benimsenmiştir. Bu usûlcülere göre, hükmün illete bağlanması, illetin hüküm üzerinde etkisinin olduğunu göstermektedir. Bunlar, bu etkinin Allah tarafından illete yüklendiğini kabul etmekle birlikte illetin bizzat kendisi hükmü gerekli kıldığını savunmuşlardır. Mu’tezilî usûlcülerin bu görüşü, hüsün ve kubuh anlayışlarının sonucu olduğu kabul edilmektedir. Ca’lî mûcib/müessir illet düşüncesi Gazâlî (ö. 505/1111), Semerkandî, Üsmendi (ö. 552/1157) ve Lâmişî gibi usûlcüler tarafından tercih edilmiştir. Bunlar da bir öncekiler gibi illetin hükme bağlanmasından hareketle bu görüşü savunmakla birlikte, illetin hüküm üzerindeki etkisi illetin varlığı esnasında Allah tarafından yaratıldığını müdafaa etmişlerdir. Bâis illet düşüncesi ise Seyfuddîn el-Âmidî (ö. 631/1233) tarafından savunulmuştur. Bu kavram her ne kadar ilk bakışta Şâri’i hüküm vermeye sevk eden etken manasına gelse de Âmidî tarafından “Şâri’in, hükmü koyarken maksadı olmaya elverişli hikmet içeren vasıf” şeklinde farklı bir anlam yüklenmiştir. Âmidî’nin illetin mahiyetini tespit etmede göz önünde bulundurduğu şey, yararın elde edilmesi ve zararın engellenmesi manasına gelen ve İslam hukukunun ana ilkesi olarak kabul edilen makâsıdü’ş-şerîadır. Usûlcüler tarafından illetin mahiyetini ifade etmek için farklı kavramlar kullanılsa da onlar hükmün hâkimi konusunda görüş birliği içerisindedirler. Usûlcüler, illetin mahiyetini ifade etmek için hangi kavramı tercih ederlerse etsinler, gerçek manada hüküm koyanın illet değil, Allah olduğu ve bu meselenin aynı zamanda bir iman meselesi olduğu konusunda hemfikirdirler.https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2684439hükümi̇lletemâremûcibbâisi̇slam hukukuprovisionbâisislamic lawreasonemaramujib
spellingShingle Kazim Yusufoğlu
Fıkıh Usûlünde İllet Hüküm İlişkisi
Yakın Doğu Üniversitesi İslam Tetkikleri Merkezi Dergisi
hüküm
i̇llet
emâre
mûcib
bâis
i̇slam hukuku
provision
bâis
islamic law
reason
emara
mujib
title Fıkıh Usûlünde İllet Hüküm İlişkisi
title_full Fıkıh Usûlünde İllet Hüküm İlişkisi
title_fullStr Fıkıh Usûlünde İllet Hüküm İlişkisi
title_full_unstemmed Fıkıh Usûlünde İllet Hüküm İlişkisi
title_short Fıkıh Usûlünde İllet Hüküm İlişkisi
title_sort fikih usulunde illet hukum iliskisi
topic hüküm
i̇llet
emâre
mûcib
bâis
i̇slam hukuku
provision
bâis
islamic law
reason
emara
mujib
url https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2684439
work_keys_str_mv AT kazimyusufoglu fıkıhusulundeillethukumiliskisi