Pezdevî ve Semerkandî Örnekleri Üzerinden Hanefi İcmâ Teorisine Dair Bir İnceleme
Fıkhın delilleri arasında şeref sıralamasında üçüncü sırada olan icmâ, kuvvetler sıralamasında ilk sırada değerlendirilmektedir. Bu çalışmada, eserleri ve iddiaları ile Hanefî fıkıh usûlü açısından önemli yeri olan Ebü’l-Usr el-Pezdevî (ö. 482) ve Alâeddin es-Semerkandî’nin (ö. 539) icmâ anlayışları...
Saved in:
| Main Author: | |
|---|---|
| Format: | Article |
| Language: | Turkish |
| Published: |
Oku Okut Yayınları
2022-08-01
|
| Series: | TSBS Bildiriler Dergisi |
| Subjects: | |
| Online Access: | https://sempozyum.okuokut.org/article/view/263 |
| Tags: |
Add Tag
No Tags, Be the first to tag this record!
|
| Summary: | Fıkhın delilleri arasında şeref sıralamasında üçüncü sırada olan icmâ, kuvvetler sıralamasında ilk sırada değerlendirilmektedir. Bu çalışmada, eserleri ve iddiaları ile Hanefî fıkıh usûlü açısından önemli yeri olan Ebü’l-Usr el-Pezdevî (ö. 482) ve Alâeddin es-Semerkandî’nin (ö. 539) icmâ anlayışları çerçevesinde Hanefî fıkıh usûlünde icmâ teorisi incelenmiştir. Sistematik telifiyle usûl literatüründe bir dönüm noktası olarak görülen Pezdevî’nin, tevarüs ettiği ilmi birikimi aktarmada dolambaçsız bir yol olduğu kabul edilebilir. Pezdevî’nin fıkıh usûlünde icmâın icmâ ile neshini kabul ettiği bilinen tek Hanefî müellif olması, -yukarıda işaret edilen özelliği ile birlikte düşünüldüğünde- icmâı nasıl bir teorik çerçeveye yerleştirdiği daha da önem kazanır. Semerkandî ise Mîzânü’l-uṣûl fî netâʾici’l-ʿuḳūl adlı eserinin girişinde kendinden önceki usûl yazım geleneğini iki grupta değerlendirir. Bunlardan birincisi, aslın ve fer‘in bilgisine sahip; şer‘î ve akli ilimlerde ilerlemiş müelliflerin eserleridir. Mâtürîdî’nin (ö. 333) öncüsü olduğu bu yazım yöntemi, zorluğundan dolayı terk edilmiştir. Diğeri ise naslardan hüküm çıkarmada mahir olsalar da asılda yani aklî hükümler konusunda eksik olmaları sebebiyle görüşleri zamanla muhaliflerin görüşlerine benzeyen âlimlerin eserleridir; ki bu yöntemle eser yazımı oldukça yaygınlaşmıştır. Semerkandî bu hataya düşmeden bir eser telif etme girişimini açıklar. Onun bu girişimi, iddiasından beklenen yankıyı uyandırmasa da Pezdevî’nin temsil ettiği geleneği eleştirmiş olması önemlidir ve bu sebeple çalışmanın kapsamına alınmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, biri geleneğin sembolü haline gelmiş diğeri ise onu bazı yönlerden eleştirmiş olan Pezdevî ve Semerkandî’nin literatüre katkılarının ve genel olarak Hanefî fıkıh usûlünde icmâın nasıl temellendirildiğinin ortaya konulmasıdır. Çalışmada öncelikle her iki müellifin kitaplarının icmâ bölümleri incelenmiş, daha sonra kendilerinden önceki literatürden yararlanılmıştır. Pezdevî’nin metni kısa ve öz olduğundan, inceleme sürecinde şârihlerin değerlendirmeleri hatırda tutulmuştur. Semerkandî’nin metni tafsilatlı olsa da Pezdevî kadar sistematik olmaması ve neşirlerde farklılıklara veya hatalara rastlanması sebebiyle, birisi yazma olmak üzere üç nüsha tetkik edilerek değerlendirilmiştir. Böylece müelliflerin literatüre katkıları daha anlaşılır hâle gelmiş, aralarındaki temel farklılıkların yanı sıra, kavramsal ve teorik örgü bakımından ayrıştıkları noktalara da değinilmiştir. Ayrıca müelliflerin orijinal yönleri çözümlenmeye ve izah edilmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda Hanefîlerin icmâ teorisinin temelleri ortaya konulmuştur. Bunlardan keramet teorisi, icmâ anlatımının belkemiğini teşkil ederken, vuku delili ise icmâ eleştirilerine karşı kullanılan belli başlı argümanlar arasındadır. Bunun yanında teoride Kerhî (ö. 340) ve Cessâs’tan (ö. 370) gelen temel ayrışmalar bulunduğu ve bu iki damarın kimi noktalarda Pezdevî ve Serahsî (ö. 483) tarafından miras alındığı görülmüştür. Bu ayrışmadan çıkan bir önemli sonuç da aynı hocanın öğrencisi olmaları sebebiyle, Pezdevî’nin eserinin, Serahsî’nin eserinin bir özeti mahiyetinde olduğu şeklindeki bazı çağdaş kanaatlerin doğru olmadığının anlaşılmasıdır. Şârihlerin Pezdevî’nin icmâın neshi görüşüyle ilgili açıklamalarının detaylıca değerlendirilip farklı ihtimaller üzerinde durulduğu bu çalışmada Semerkandî’nin kelamî bakışının yarattığı fark da sorgulanmıştır.
* Bu çalışma Prof. Dr. Kâşif Hamdi Okur danışmanlığında, 2018 yılında tamamlanan “Pezdevî ve Semerkandî Örneğinde Hanefi Fıkıh Usûlünde İcmâ” başlıklı yüksek lisans tezi esas alınarak hazırlanmıştır (Çorum: Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2018). |
|---|---|
| ISSN: | 2980-3543 |